Home » 11 - Danışanlardan dönüşümler » Kendinize bir şans verin. Bunu hakettiğinizi biliyorum..

Kendinize bir şans verin. Bunu hakettiğinizi biliyorum..

Paylaşmak istediğim bir MUCİZE’m var..

Paylaştıkça çoğalacağını bildiğim bir MUCİZE.. Şimdiden size dokunması dileğimle..

Ben bir MUCİZE yaratmak istedim, o (Cavit Cag) ise bu yol da ışığım olmayı kabul etti. (Şükürler olsun)

Herşeyden ayrıntılarıyla bahsetmek çok uzun olur ama size ortalama bir özet geçip anlatabilirim…

Sıkı sıkıya bağlı olduğum en büyük inançlarım; kendimi mutsuz etmek pahasına birilerinin mutluluk sebebi olmak, deliler gibi çalışıp ihtiyacı olduğunu düşündüğüm herkese yetişmek, beni acılara boğsalar dahi sevdiklerimle yan yana olabilmekti.

Herkesi mutlu edebilir, yaralı ve muhtaç her canlıya koşabilir, haksızlığa uğrayan herkes için sokaklara çıkabilir, herkesi savunabilir, kötüleri yenebilir, tepki koyabilir ve hatalı herşeyi düzeltebilirdim.

Yetişemediğimi düşündüğüm, yoluna koyamadığım en ufak şeyler için bile yıllarca vicdan azabı, mutsuzluk ve yalnızlık çekebilirdim, çekiyordum.

Etrafım çok büyük bir kalabalıkla bezeliydi ve herkes beni güçlü ve gülerken görmeliydi..

Kimseyi üzmemeli, kimseyi es geçmemeliydim.

Hayır diyemediğim herşey için mutsuz olduğum zamanlarda dahi “olsun, razıyım, onu mutlu ettim ya, bu bana yeter” düşüncesi ile rahatlıyordum.

Çünkü Süpermen’dim.

Hayatımın çok büyük bir bölümünü tamamen bunlara bağlamış, her geçen gün kendimi sildiğimi, beni kaybettiğimi farketmemiştim bile.

Sadece ve sadece başkalarının hayatında var olabilmek, onların hayatının bir parçası olduğumu görebilmek için uğraşmış, kendimi var etmekten vazgeçmiş, o insanları merkeze koymuşum.

Onlar var ise ve ben onların hayatında görünebilir olursam var olabileceğimi zannederek Pınar’ı tamamen yok ve görünmez kılmıştım.

Öyle bir izin vermişim ki, karşımdaki insanlarda onlar için köle oluşumdan zevk alır olmuştu.

Egolarını yükseltmiş ve efendim olmayı keyifle karşılamış ve müdahale etmemişlerdi.

Cavit Bey ile tanışmadan önceki yaklaşık 3 ayım ise tamamen tükenişti diyebilirim..

Önce saç dökülmeleri, hızla kilo alma-verme, ve kabuslarla sinyal vermeye başlamıştı tıkanıklığım..

Anlamayı reddettim.

Sonrasında çılgınca ve saatlerce süren ağlama nöbetleri, vücudumda yaralar ve dışarı çıkma korkusu..

Anlamayı reddettim.

Değersizlik ve önemsizlik duygularımla başa çıkamıyordum. Herşey bir anda olmuştu sanki.
İşsiz ve parasız kalmıştım, yapayalnızdım, tüm becerilerimi ve enerjimi kaybetmiştim, korkuyordum ve artık sevilmiyordum.

En güçlü sinyal ise doktorun, 20 yıl boyunca kalp hastası olan babama aldığım ilacı bana reçete etmesiydi..

O an kendime neler yaptığımı değil, insanların beni ne hale getirdiklerini düşünmüştüm.

Ben güçlü(!) iken herkesin yanındaydım, maddi-manevi onlar için yaşıyordum, hataları affediyor, tekrar sevebiliyor, uğradığım tüm haksızlıkları göz ardı etmeye çalışıyordum. Ama şimdi yapayalnız bırakılıyordum.

Bunu nasıl yaparlardı..?

Neden herkes kaçardı bu halimden dolayı benden..?

Niye bana en güvendiklerim yardım etmiyor ve hatta benden kaçıyor ve nefret ediyorlardı..?

Onlara en ihtiyacım olduğu anda ben nasıl tek başıma ayağa kalkacaktım ki..?

Kimse bana verdiği sözleri tutmuyor, herkes kendi hayatını yaşıyor, ben ağlarken gülüyordu.

Hayallerim, planlarım, arzularım. Herşey başıma yıkılmıştı..

Haykırmak, herşeyi parçalamak gibi çok güçlü isteklerim oluşuyordu..

Bu öfkenin beni canavara dönüştüğümü görüyordum..

Terkedilmişlik, kaybetmişlik, kaybolmuşluk, yalnızlık ve daha bir çok olumsuz duygu..

Telefonlara çıkamıyor, çalışamıyor, yemek yiyemiyor, hatta bazen tek bir kelime etmeden günü bitiriyor, saçımı dahi taramaktan aciz olarak nefes alıp veriyordum.

Her yerden borç fışkırıyor, gırtlağıma kadar boğuluyordum..

Bana ihtiyacı olduğunu düşündüğüm hiç kimseye ve hiç bir canlıya yardım edemiyor, hiç bir işe yaramayan bomboş bir insan olduğuma dehşetli şekilde inanıyordum.

Farkında dahi olmadan, gecenin bir yarısı kendimi çatıda yere düşme mesafesini hesaplarken yakalıyor ve o an yaptığım şeyin farkına vardığım için bile değil de üşendiğimden geri dönüyordum.

İçimde hayata dair bir umut kırıntısı dahi yoktu. Bitmiştim, dışarda bırakılmıştım ve hiç bir güzelliği haketmiyordum..

Aynaya her baktığımda ne kadar değersiz, ne kadar bu durumu hakeden biri olduğumu söyleyip duruyordum.

Halimden sorumlu tuttuğum herkese büyük bir nefret besliyor, sanki inadına bana bunları yapanların gülüp, dans ederkenki görüntülerine rastlıyor ve kendimi “bunu bana yapmalarına nasıl izin verdim” diyerek affedemiyordum.

Ne kadar kötü yürekli ve ne kadar vicdansızdılar böyle..

Herkes kötüydü ve hiç kimse güvenilir değildi.

Tüm bu düşünceler ve acı içinde bir gün bir yazıya rastladım.

İnsan her şarkı ya da yazı da kendinden bir şeyler bulabilirdi ama bir yazı ancak bu kadar nokta atışı beni anlatabilirdi.

Yazan kişiyi merak ettiğimde Cavit Çağ adına ulaştım ve saatlerce tüm yazdıklarını okudum, araştırdım.

O an telefonu elime alıp, numarayı çevirip, “ben sizinle sohbet etmek istiyorum” dedim.

Bu sihirli bir güç gibiydi.
Çünkü aylardır en yakınlarımla dahi görüşmüyordum ve o an “ben bu insanla konuşmalıyım” hissiyle dolmuştum.

O telefondan 1 saat sonra Güzelyurt’ta, Cavit Bey’in yanındaydım.

Tabi, ilk görüşmemizde ben 15 yıllık bir radyo programcısı olarak, ağlamaktan kendimi bile ifade edememiş ve konuşmakta çok zorlanmıştım.

Yakında doğup büyüdüğüm ve çok sevdiğim adayı terkedip hiç bilmediğim bir ülkeye gitmek için bavulumu hazırlamış, evimi arabamı satılığa çıkarmış, gittiği yerde de en kısa zaman da ölmeyi arzulayan bir görüntüydüm karşısında.

(Ki, yine aynı dönemde evi sattığım insanlar son anda vazgeçiyor, gitmek için ayrılan uçak biletlerim en garip sebeplerle iptal oluyor ve olduğum yerde çakılı kalmam için hayat bana kötülük(!) etmeye devam ediyordu.)

Buna rağmen Cavit Bey beni anlamayı seçmiş, toplamda 3-5 cümle kurduğum o 2 saat boyunca beni dinlemişti.

İşte benim değişimim, başlamıştı.

Bu gün, kendi değerine gören, kendini her haliyle kabul eden, ihtiyaç duyduğu herşey önüne gelen, her sabah uyandığı için sevinen, tüm mesajları görmeye niyeti olan, hiç bir konuda eksiklik hissi yaşamayan, nefret ettiğimi sandığım herkese bol bol şükür eden, onları seven, neyi isteyeceğini ve nasıl isteyeceğini bilen, kendine bakan, kendini seven, mutlu, akışta, izin veren, harika hisseden ve enerji dolu biriyim. 🙂

Saçlarım dökülmüyor, yaralar çıkmıyor, ne kendimi ne başkalarını suçlamıyorum, hiç bir tıkanıklık yaşamıyorum, ilaç kullanmıyorum, sağlık sorunum oluşmuyor, sevdiklerime yine sevgi verebiliyorum.

Bolluk ve bereket içinde yaşıyorum.
İstediğim herşeyi kolaylıkla hayatıma katabiliyorum.
Hiç bir şeyin eksikliğini çekmiyorum.
Paylaşıyorum..
Çoşkuyla, aşkla ve hayatın ta kendisiyle doluyum..

Yediğim yemekten, içtiğim suya, yattığım uykudan, yaptığım işe kadar hiç bu kadar zevk aldığımı hatırlamıyorum.

Ne kadar değerli olduğumu (herkes gibi) her an görmek muhteşem bir şey 🙂

Size harika bir sır daha vereyim mi..?

Bu geçici bir rahatlama hali falan değil. Böyle bir şey istiyorsanız herhangi bir psikoloğa gidip, kendinizi size suçlu hissettirmesini sağlayıp. anti-depresan kullanmak gerekir.

Bu tamamiyle kalıcı bir gerçeği bulma hali.

Yine bir şeylere kızabilirsiniz, yine en insani tepkileri verebilirsiniz.
Asla herşeyi kabul eden bir trans haline girmeyeceksiniz tabi.

Sadece artık “hayır” diyebilir ve bundan dolayı harika hissedersiniz.

Hayatımdan eksildiğini ve kaybettiğimi düşündüğüm herşeyin ve herkesin, eksilmek şöyle dursun çoğaldığını, kaybetmek şöyle dursun kazandığımı gördüm.

Eskiden de böyleydim ama bir farkla; eskiden bunun sadece böyle olduğunu söyleyen biriydim.

Şimdi böyle olduğumu biliyorum ve bunu iliklerime kadar hissediyorum.

İnsan günün sonunda kendi yanaklarını sıkıp kendini öpmek istiyor 🙂

“Ne kadar da yerinde bir karar vermişim anlamak istemekle” diye.

İtiraf etmek gerekir ki, insanın kendiyle yüzleşmesi ve gerçeği görmesi öyle sihirli değnek değer gibi olmuyor.

Süreç yine kendi içinde sancılı anları barındırıyor.

Bize bu yaşımıza kadar öğretilenler ve gösterilenlerin gerçek olmadığını anlamak ne kadar güçlü bir direnç oluşturuyorsa da, aslında ne kadar muhteşem bir düzen olduğunu görmekte o kadar rahatlatıcı ve şaşırtıcı oluyor.

Ama istediğiniz ve kararlı olduğunuz müddetçe sonucun benimkinden farklı olması imkansız.

Kendinize bir şans verin.
Bunu hakettiğinizi biliyorum..

Sevgiyle..

Pınar Barut

Sonsuz Şifa Bireysel Seansları her derde çare buluyor.

Sunu1sdresdeKendi dönüşümünüzü kendiniz sağlayamıyorsanız

Cavit Çağ’ın uyguladığı
SONSUZ ŞİFA Enerjisi BİREYSEL SEANSI alarak
Geçmişte yaşadığınız olayların
Fiziksel, Ruhsal, zihinsel ve duygusal alanlarınızda biriken toksinlerinden
Bilinçaltınızda oluşan çöp inanç, korku, öfke, acı ve nefretin üzerinizdeki olumsuz etkisiniden, kurtulup
Hayatınıza yeniden Sevinci, Neşeyi, Mutluluğu getirerek, Esnek düşünceler ile yaşam yolunuzu aydınlatarak
Kalıcı kalite ve sağlık getirebilir,
Aynı bedende yeniden sağlıklı olarak doğabilirsiniz.

Kendinize bu armağanı alın..

Siz buna LAYIKSINIZ

Tel: 0533 835 2473

(WHATS APP” tan da arayabilirsiniz)

Eğer 18:00-21:00 arası bu telefonu ararsanız,

Herhangi bir ARACI olmadan Cavit ÇAĞ‘la görüşebilirsiniz.

Sevinç, Neşe, Mutlulukla birlikte Sonsuz ŞİFA sizinle olsun.

 

Cavit Çağ çöp duygularınızı alarak yaşama aynı bedende yeniden doğmanızı sağlıyor iletişim 0533 835 2473

SIR
Bu olsa gerek,
İçimdeki savaş
bitti biteli,
Dış dünyama da
KENDiLiĞiDEN ,
Huzur ve BARIŞ geldi.
HOŞ GELDİ..
* Cavit Çağ

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

YORUMLAR

Tavsiye Edilir

Düşme korkumu ve daha birçok şeyi CAVİT bey sayesinde çöpe attım.

  Sonsuz Şifa Bireysel Enerji Terapilerine KATILAN DANIŞANLARIMIN Geri Bildirimleri. Sevgili Cavit Çağ   Son …