Home » 02 - Günlük Mesajlar » İÇİNİZDEKİ KARŞI CİNSİ AYNANIZA YANSITIN

İÇİNİZDEKİ KARŞI CİNSİ AYNANIZA YANSITIN

Hepimiz dişi ve erkek enerjilerini içgüdüsel olarak içimizde taşırız.

Ama çoğunlukla bunun farkında değilizdir.

İstemlerimizin, eylemlerimizin hangisinin dişi, hangisinin eril enerjiden geldiğini irdelemeyiz.

Geleneksel olarak kadınlar, alıcılık, besleme, hassasiyet, duygu ve sezgi ifade etme ve geliştirme durumundadırlar. Geçmiş tarihte pek çok kadın, kendine güven, doğrudan eylem, zekâ, etkili ve güçlü bir şekilde görev yapma yeteneklerini bastırmıştır.

Benzer bir şekilde erkekler de eril enerjinin sembolü olmuştur. Güçlü, doğrudan, saldırgan ve iddialı hareket etme yeteneklerini geliştirmişlerdir. Pek çok erkek kadının tersine, sezgi, duygu, hassasiyet ve besleme duygularını bastırıp inkâr etme yoluna gitmiştir.

Basit tanımlamayla kadın ve erkek, ayrı ayrı yarım insandır. Erkekler sezgisel bilgelik ve duygusal destek için kadınlara ihtiyaç duyarlar. Kadınlar da edilgen olmayı seçtiklerinden eylemsel olarak erkeklerine bağlıdırlar. İdeal bir iş bölümü ve paylaşım gibi görünmekle birlikte, diğer yarısı olmadan yaşayamayacağını bilen birey, kendini tek başına bir bütün olarak hissedemez ve kendi iradesinde olmayan diğer yarısını kaybetmekten korkar.

Bu korku, sürekli olarak karşıt kaynağı kontrol etme güdüsü yaratır.

Bu güdü bir şekilde eylemini gerçekleştirmelidir, durdurulamaz. Zorla, hileyle ve ne pahasına olursa olsun karşı tarafı kontrol etme edimleri, ince davranış detaylarıyla şekillenerek bağımlılığa dönüşür. Bu da kaçınılmaz olarak gücenme, incinme ve savaşı doğurur. Oysa gerçek sevgiye dayanan bütünlenmelerde bu türden bir kontrole ihtiyaç ve yer yoktur. Çünkü her iki taraf da kendi bütünlüğü içinde birer Tam’dır.

Doğu felsefeleri, Yin (kadınsı-alıcı), Yang (erkek-aktif) adı ile evrendeki tüm enerjinin bu iki güçten meydana geldiğini söylemişlerdir. Batıda ise Jung, Anima(dişi), Animus (eril) kavramlarını yaratmıştır. Her erkeğin içinde anima, her kadının içinde de animus olduğunu söyleyerek, çoğu insanın bunu bastırdığını ifade etmiştir.

Normalde bir erkek için dişil yönler üzerine konuşulmaz. Şiddetli bir bastırma ve reddediş mevcuttur. Gülen bir erkeğe hakaret eder gibi “ kadın gibi kıkırdama”, ya da ağlayan bir erkeğe “ kadın gibi ağlama” der toplum. Öyle ya, gülmek ve ağlamak kadın eylemidir, erkekliğe yakışmaz.Erkek kendisindeki dişi, kadın da kendisindeki eril ifadelerine tepkilidir. Bu kelimeler kadın-erkek şeklinde de kullanılır ve toplumda bu kelimelerin üzerine yüklenmiş önyargılar çok fazla duygusal yük taşır.

Cinsellik- namus- iffet boyutlarında takılıp kalmıştır eril ve dişil enerji tanımlamaları…

Dişil taraf sezgisel özümüzdür ve en bilge, en derin tarafımızdır. Dişil kelimesi tüm anlamlarında ve eylemlerinde derinlik ve ayrıntı taşır.Bu alıcı yöndür, kapıdır, kanalın alıcı tarafıdır. İç telkinler, altıncı hisler, içimizdeki derinlikten gelen mesajlar, dişil enerjinin eseridir. Kadın ya da erkek olalım yaşamımızda ona bilinçli bir dikkat göstermezsek, rüyalarımız, duygularımız ve fiziksel bedenimizle bize ulaşmaya çalışır. Onu dinlemeyi başarırsak eğer, bize mükemmel bir rehber olur.

Eril tarafsa düşünme, hareket ve fiziksel yeteneğimizdir. Dişi ya da erkek olun, hareket eden enerjiniz sizin eril yanınızdır. Eril yan kanalın çıkış tarafıdır.

Dişi, evrensel enerjiyi alır, erkek de onu dünyada eyleme dönüştürür. Örneğin bir erkek ressama bir resim imajı, dişi yönünden gelir ve erkek enerjisiyle harekete geçip tuvale aktarır. Bir anne birden kaygı duyup düşen oğlunu kaldırmak için öteki odaya koşar. Kaygıyı dişi yönünden, koşmayı ise eril yanından alır. Her durumda dişil ve eril enerjiler iç içe birlikte yarattıkları için ortaya bir sonuç çıkar. Resim ve kurtarılan çocuk, ortaya çıkan sonuçlardır.

Sezgi ve eylem birlikte yaratımı meydana getirir. Dişi ve eril enerjilerin birliği tüm yaratıların temelidir. Uyumlu ve yaratıcı bir hayat sürmek içindişil ve eril enerjilerin tamamen gelişmiş olması ve birlikte doğru çalışmaları gerekir.

Dişil enerjinin doğal işlevi yol göstermektir. Yüce zekânıza açılan kapınız, sezginiz yani dişil enerjinizdir. Dişi enerjinin arzusunun evrenin bilgeliği olduğuna inanan eril enerji, hemen uygulamaya gider ve yaratım gerçekleşir.

Dişinin doğasında duygular ve arzularla ifade edilen bilgelik, sevgi ve berrak bir vizyon vardır. Erkeğin doğasındaysa dişinin hizmetine sunulmuş bir risk alma eylemi vardır. Tıpkı şövalye ve kadın gibi… Erkeğin kadına bu teslimiyeti ve onun namına gerçekleştirdiği eylemi, sezgili dişinin hassas enerjisini koruyan ve saygı gösteren bir kişilik yapısı oluşturur.

Bazı düşünce yapıları, dişinin ardında erkeğin durduğunu, bazı düşünce yapıları da erkeğin ardında dişinin durduğunu ifade eder. Her iki tarafın düşüncesi de bu arkada durma tanımını bir geride kalma, yani savaşa benzetirsek savaşı kaybetme olarak algıladığından şiddetle reddedilir. Oysa tanımsal olarak arkada durma terimi, aslında birbirini tamamlama ve yaratımı gerçekleştirmeyi ifade ettiğinden bir yenme-yenilme durumuyla özdeşleştirilmemelidir.

Yetersiz kelimesel anlamın boyutunda kalan düşünsel sistem, bitmeyen savaşın ve bütünlenmeyen bireylerin tek suçlusudur. Tanımsal olarak önde olmak durumunda olan dişil enerji, arkasından eylemi gerçekleştiren eril enerji ile tam bütünleştiğinde harika bir şey olur:

 

“Gücü, huzuru, bilgeliği ve sevgisi olan, açık, kuvvetli ve yaratıcı bir kanal”

Bu kanal, bir ucundan alıcı, diğer ucundan da eylemci olan bir daire gibidir ve kendi kendini besler. Evrenin tümünü oluşturan şey, dönüp duran ve yaratımı gerçekleştiren bu dairedir.

Tıpkı Yin-Yang gibi…

İki ayrı yanın içinde bulunan zıt renkli noktacıklar da her tarafın kendisinde bulunan zıt enerjidir. Yani dişinin içindeki erkek, erkeğin içindeki dişi…

Dışımızda yaşadığımız her şey, içimizde yarattığımız şeylerin yansımasıdır. Evrenin temel kanunu budur. Bir aynaya bakarak yaşıyor ve gerçekliğimizi oluşturuyoruz.

Aynaya bakın ve bir kadınsanız içinizdeki güçlü, eylemci erkeği de görün. Bir erkekseniz çatık kaşlarınızın altındaki gözlerde şefkatli ve sezgili bakışı keşfedin. Kadın ya da erkek hangi tarafta olursanız olun, kendinize sevilmek istediğiniz gibi davranın.

Bir kadınsanız, içinizde sizi seven, şımartan, koruyan, eylem gerçekleştiren, dayanıklı bir erkek yaratın.

Bir erkekseniz, yumuşak, sıcak, sevecen, çekici, sezgili, tek ve tam olma yöntemlerini bilen dişil diğer bir yan taşıyın.

Ne kadın bedeninde eylemci, güçlü, koruyucu erkek olmaktan korkup utanın, ne erkek bedeninde dişil yumuşaklığı, sezgiyi ve cazibeyi var etmekten çekinin.

Ancak kendi içinizdeki kutupları birbiri ile ahenkleyip kendi kendinizle bütünlendiğinizde, başka bir bütün ile birlikte evrenin bilgeliğine ulaşabilirsiniz.

 

   “Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde

      Hak’kın yarattığı her şey yerli yerinde.

      Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok,

     Noksanlıkla eksiklik, senin görüşlerinde.”

    (Hacı Bektaş-ı Veli)

 

http://indigodergisi.com/63/n-dabaglar.htm

Yazar: Nesrin Dabağlar

Sonsuz Şifa Bireysel Seansları her derde çare buluyor.

Sunu1sdresdeKendi dönüşümünüzü kendiniz sağlayamıyorsanız

Cavit Çağ’ın uyguladığı
SONSUZ ŞİFA Enerjisi BİREYSEL SEANSI alarak
Geçmişte yaşadığınız olayların
Fiziksel, Ruhsal, zihinsel ve duygusal alanlarınızda biriken toksinlerinden
Bilinçaltınızda oluşan çöp inanç, korku, öfke, acı ve nefretin üzerinizdeki olumsuz etkisiniden, kurtulup
Hayatınıza yeniden Sevinci, Neşeyi, Mutluluğu getirerek, Esnek düşünceler ile yaşam yolunuzu aydınlatarak
Kalıcı kalite ve sağlık getirebilir,
Aynı bedende yeniden sağlıklı olarak doğabilirsiniz.

Kendinize bu armağanı alın..

Siz buna LAYIKSINIZ

Tel: 0533 835 2473

(WHATS APP” tan da arayabilirsiniz)

Eğer 18:00-21:00 arası bu telefonu ararsanız,

Herhangi bir ARACI olmadan Cavit ÇAĞ‘la görüşebilirsiniz.

Sevinç, Neşe, Mutlulukla birlikte Sonsuz ŞİFA sizinle olsun.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

YORUMLAR

Tavsiye Edilir

Koruyucu Meleklerin Sizi İzlediği ve Kötülüklerden Koruduğunu Gösteren 9 İşaret

Hayatınız melekler ya da ruhlar gibi daha yüksek varlıklardan etkileniyor mu? Bazen koruyucu bir meleğin …