Reklam
Home » 03 - Düşünce Gücü » Kuantum Olumlama Kitabından Alıntılar

Kuantum Olumlama Kitabından Alıntılar

Öz varlık
“gerçek varlığımı kabul ediyorum”
Ben Tanrı’nın sevgisinden varedildim.
O, beni ve her şeyi sevgisinden yarattı.
O beni yaratırken özüme kendi nurunu
ve ışığını koydu.
Bu ışığın özü; kudret, bilgi şefkat ve
maharetle doludur.
Bu bakımdan ben, Tanrısal niteliklerle
bezenmiş durumdayım.
Ben tam ve mükemmelim.
Sonsuz ve sınırsız olduğumu,
ihtiyaçtan uzak bulunduğumu biliyorum.
Hayatımın her anı, O’na doğru yaptığım
bu yolculuğun bir açılımı anlamını taşır.
Her olay ve her durum
beni O’na biraz daha yaklaştıran bir araçtır.
Dolayısıyla ben, O olmayı seçiyorum.
O’nu ifade ediyorum.
O olmak, O’nun gibi olmak zorunda
olduğumu biliyorum.
Ve şu andan başlayarak gerçek kimliğimi
ve kişiliğimi kabul ve tasdik ediyorum.
Aynı şekilde diğer insanlar da O’nun
sevgisinden varedilmişlerdir.
Onların gözlerinin derinliklerinde
O’nun ışığını gördüğümde, ben ve diğerinin
aynı hamurdan varedilmiş
olduğunu bilirim.
Özde onunla kardeş olduğumu bilirim ve
herkese bu gerçeğin ışığında davranırım.
Renkleri, dinleri ve görünüşleri
ne olursa-olsun. İnsanları değerlendirirken,
eylemlerin ve sözlerin gerisindeki
Öz’e odaklanırım.
Bilirim ki, Öz, her zaman tam ve eksiksizdir.
Onların bütün niyetlerini ve
gerçek düşüncelerini büyük bir
sezgisel duyarlılıkla deşifre ederken,
aynı anda daha derine,Öz’e odaklanırım.
Hem gelişen ve olgunlaşan benliğim,
hem de eksiksiz ve mükemmel yanım
aynı anda tekamül alanındadır.
Dolayısıyla ben, ikisini de bir anda
ifade ederim.
Özüm kırılmaz, yaralanmaz,
ölmez ve yok olmaz.
Dolayısıyla hiç kimse
ve hiç birşey bana zarar veremez.
Bu gerçeğin verdiği huzur ve
güvenle ben rahat, dengeli ve sakin
bir biçimde hayatımı sürdürürüm.
Kendi Öz gerçeğimi ifade etmeyen sözleri
kullanmam. Kullanmış olsam bile, hemen
fark eder ve değiştiririm.
Kendi Öz gerçeğime uygun olmayan
davranışlarda bulunmam. Bulunsam
bile, hemen fark eder ve değiştiririm.
Hayatımı tümüyle kendi Öz gerçeğime
uygun yaşarım.
O beni sevgisinden yarattı.
O beni sever.
Ayak tırnağımdan saçımın
teline kadar özenle yarattı beni.
Her şeyi bilecek aklı verdi.
Deney yapabilmek için dünyayı yarattı.
İyiyi ve kötüyü deneme şansı verdi.
O beni sevgisinden yarattı.
O beni sever.
O beni ve her şeyi sevgisinden yarattı.
O bütün kâinatı sevgisinden yarattı.
O beni en güzel yerde barındırır,
en iyi şekilde korur.
O benim hem babam, hem de annem gibidir.
Sonsuz şefkatiyle beni sarar, gücü ve
bilgisiyle terbiye eder.
Bedenim benim varlığımı
tümüyle ifade etmez.
Ama ben varlığımı bedenimle ifade ederim.
Varlığımın ışığı bedenimi, mesafeleri ve
zamanı aşar. Ben bunlarla sınırlı değilim.
Bir yandan da bedenim ve kimliğimin bir
kısmıyla ben burada, bu sınırlı gerçeklik
içinde sınırsızlığımı ifade ediyorum.
Bedenim, benim gelişmek için kullandığım
harika aracımdır.
Ona çok iyi bakar ve güçlü tutarım.
Bilirim ki, o yok olduğunda da ben
varolmaya devam edeceğim.
Her an gelişip – öğrenerek ilerliyorum.
Her yaşadığım olayın bir mesaj taşıdığını
bilerek. Üzerinde düşünerek.Seçip yaratarak,
deneyip görerek ve yeniden seçerek.
Bu oyunu oynamak hoşuma gidiyor.
Aynada gözlerimin içine baktığımda
gözbebeklerimden bana bakan mükemmel
varlığımın ışığını görürüm.
Gözleyen ve izleyen gerçek kimliğim
orada bütün haşmeti ve sevgisiyle bana bakar.
Ben de gerçek kimliğimi ifade
etmeyi seçiyorum. O olmayı
seçiyorum. Bu seçimin kaçınılmaz
kaderim olduğunu
bilerek yaşıyorum.

BOLLUK VE BEREKET
“Sonsuz kaynak benim içimdedir ve ben onu harekete geçiriyorum”
Bolluk ve bereket içindeyim.
Bütün ihtiyaçlarımı rahatlıkla karşılayacağım
kaynaklara sahibim ve bunu kullanıyorum.
Gürül gürül akan bir çağlayan gibi hayatın
nimetleri akıp-gelir sürekli.
O çağlayanın içinde neşe ve huzurla yıkanıyor
ve doya doya içip-kanıyorum.
Her zaman içimdeki sonsuz kaynakla
birlikte olduğumu bilirim.
Benim asıl zenginliğim, işte ona sahip olmaktır
ve bu duygu bütün zenginliği bana çeker.
Bolluk duygusu, sahip olduğum şeyler
dolayısıyla hissettiğim bir şey değildir.
Varlığımın kendisi zaten ihtiyaçtan
uzaktır. Temizlenmek ve gelişmek
ve olgunlaşmak için
çıktığım bu yolda, benim için en
uygun araçlar her zaman yolumun
üzerinde beni bekler.
Hayatımda bol sevgi,
bol para, yeterli zaman
ve sonsuz bilgi her zaman mevcut.
Onlar tam zamanında karşıma çıkıyorlar.
Ben de uzanıp onları alıyorum.
Her anımı hayatımın en önemli anı
ve karşılaştığım her kişiyi hayatımın en
önemli kişisi olarak düşünürüm.
O beni yarattı ve bütün ihtiyaçlarımın
garantisini verdi bana. O beni sever.
O’nun katında ve yanında özel bir yerim
olduğunu bilirim.
Şimdi ve gelecekte bütün ihtiyaçlarım
O’nun garantisi altındadır.
Çalışarak, üreterek ve paylaşarak yaşadıkça
bolluk bana akar.
Sahip olduğum bolluğu paylaşırken
verdiklerimin bana çoğalarak
geri geldiğini bilirim.
Bir elim bana sunulan bolluğu almak
için
yukardaysa, diğer elim ihtiyaçta olana
vermek için aşağıdadır.
Böylece ben, alma-verme döngüsünü
sürdürmüş olurum.
Kimsenin kalbini kırmamaya, hakkını
yememeye özen gösteririm.
Böylece bolluğun önünü kesecek enerjileri
hayatımda barındırmam.
Her günümü neşe, mutluluk ve
kahkaha ile doldururum.
Her bir saniyeyi bir gün gibi, her bir
günü bir hafta kadar verimli yaşarım.
Cebimdeki her bir lira bin lira gibi bereketlenir.
Ve bin lira onbin lira gibi. Her yaptığım işe
bütün dikkatimi, bütün sevgimi katarım.
Her ne yapıyorsam en iyisini, en
güzelini yaparım.
İşim, benim imzam gibidir.
BAĞIŞLAMA
“Kimse bana kötülük yapamaz ve beni
üzemez, çünkü her şeyi ben seçiyorum.”
Bağışlıyor ve bırakıyorum. Anlıyor ve
biliyorum.
Kendi hayatımın yaratıcısıyım.
Seçerek, planlayarak bu yaşamımı ve birlikte
olacağım yol arkadaşlarımı seçtim.
Annemi, babamı ve diğerlerini.
Benim için en faydalı sonuçları
almak üzere ince planlar yaptım.
yüksek Benlik düzeyinde en uygun
araçları yarattım.
Benim hayat amacıma en uygun kişileri.
Daha çok anlayış, daha çok bilgelik,
daha çok sevgi, ifade ve özgürlük için.
Bu amaç, bilinçaltımın derinliklerinde
benim onu keşfetmemi bekliyor.
Her an, her deneyim bu planı açığa
çıkaran bir kurgu aslında.
Zafiyetimi güce, acıyı sevince, yenilgiyi
yengiye dönüştürmek için.
Anlıyor, bağışlıyor ve teşekkür ediyorum.
Bu hayatımı bu şekilde planladığım
için kendimi kutluyorum ve sonra meleklere
teşekkür ediyorum ve bütün bu olanakları
bana koşulsuz sunduğu için Tanrı’ya.
Bana sevgisini sunmayanlar
içimdeki sevgiyi, beni onaylamayanlar
kendimi keşfetmeyi, beni anlamayanlar
ifade gücümü arttırmak için benimleydiler.
Onlara teşekkür ediyorum.
Bu rolü onlara ben vermiştim.
Onlar da benle oynamayı istediler.
Beni üzen, beni yoran, bana haksızlık
eden, beni aldatan insanlar
yapabileceklerinin en
İyisini yaptılar. Daha fazlasını ve daha
başkasını yapamazlardı. Zaten ben onları
bunun için seçtim. Ben de yapabileceğimin
en iyisini yapıyorum.
Bağışlıyor ve teşekkür ediyorum.
Aynı sahneyi paylaşan oyuncular
gibiyiz onlarla.
Şimdi bu anlayışımdan doğan ışığı onların
varlığına gönderiyorum.
İhtiyacım olan bütün kaynakların
kendi içimde olduğunu
kabul ediyorum.
Onları kullandıkça başka insanlara
duyduğum bağımlılık kayboluyor
ve ben onlarla gerçek bir
sevgiden beslenen gerçek bir
ilişki kuruyorum.
Hayatımın efendisi olduğumu biliyorum.
Mutluluğu, kendimi
ifade etmeyi seçiyorum.
Her düşüncemin, her davranışımın
hayatıma şekil veren araçlar
olduğunu bilerek yaşıyorum.
Hayatımla inançlarım arasındaki
birebir ilişkiyi biliyorum.
Bu yüzden dikkatli, özenli ve düşünerek
yaşıyorum.
Konuşurken yaratıyorum. Ve eylem
halinde gelecek şekilleniyor.
Beni güçsüz bırakan ve sınırlandıran bütün
inançlarımı bir bir değiştiriyorum.
Yerine beni geliştiren, büyüten inanç
ve düşünceleri koyuyorum.
Mazeret aramadan,
ertelemeden ve küsmeden
devam ediyorum yoluma.
Hayatımın bütün olaylarının
ve hayatımdaki insanlarla
yaşadıklarımın gerisindeki anlamı bir
bir çözüyorum. Orada benim
asıl hayat amacım gizli.
Ben bu amacı gerçekleştirmek
için geldim.
Kimse beni kıramaz, üzemez ve
kötülük yapamaz, eğer ben
izin vermezsem.
Şimdi gücümü kabul ediyor ve ele alıyorum.
TESLİMİYET

“Teslimiyet içindeyim ve rahatım”

Her zaman sonsuz ve sınırsız evrensel
akıl ile işbirliği içindeyim.
Bırakıyorum ve teslim oluyorum.
Biliyorum ki , bilincim bir
kerede sadece dokuz ya da beş birimlik
bir detayı hatırlar ve düşünür.
Oysa sonsuz bilinçaltım benim
düşünmediğim şeyleri bilir,
hatırlar ve anlar. Ben bilinçli olarak
çaba sarf etmeden o, binlerce
işlemi bir saniyede yapar.
Ben ona güvenirim. Bir şey hatırlamak
ve öğrenmek istediğimde kendimi bırakır
ve gevşerim.
Sadece neyi bilmek istediğimi
ve hedefimi net olarak ifade eder ve
sonra bırakırım. Ve sonra mesaj
kendiliğinden bir anda geliverir.
Ve Evrensel Zekâ hep işbirliği içinde
olduğum sonsuz akıldır.
Ben niyetlerimi , isteklerimi ve planlarımı ona
açık olarak bildirdiğimde, o da kendi
planını bana sunar işaretlerle.
Bazen bir konuşma, bazen bir kitap,
bazen de bir duygu olarak. Gelen mesajı
dikkatle değerlendirir ve uygulamaya koyarım.
Asla hedeflerime ve planlarıma katı sınırlar
koymam. Bir şeyin mutlaka sadece bir
şekilde olmasında ısrar etmem.
Bırakırım, beklerim ve uyum sağlarım.
Bilirim ki onun aklı, benim aklımın
binlerce katıdır. O halde bu büyük
akılla akıllanmak en büyük akıllılık olur.
Nasıl bir hasta doktora teslim oluyorsa,
bir öğrenci öğretmene güveniyorsa,
ben de o büyük akla güvenirim.
Dalgalı denizde sörf yapan bir usta gibi,
ben de yaşam denizinin üzerinde keyifle
kayar-giderim. O mükemmel zekânın yarattığı
dalgalarla bir oyuna girişirim.
Evrense zekânın her bir adımına ben de
yeni bir adımla karşılık veririm.
Onun işaretlerini okurum.
Biz evrenin müziği ve ritmine uymuş dans
eden iki aşık gibiyiz.
Bu güzel danstan ortaya çıkan şey, sadece
uyum ve güzelliktir. Sadece keyif ve neşedir.
Bu yüzden bırakıyorum ve teslim oluyorum.
Evrensel zekâyla dostluğumu adım adım
geliştiriyorum. Aramızdaki güven ilişkisini
yavaş yavaş oluşturuyorum. Ve giderek
bu güven duygusuyla gücümün arttığını,
aklımın katlandığını görüyorum.
Bu zekâ asla abes iş yapmaz. Her zaman
beni ilerletecek ve geliştirecek olayları
hayatıma sokar.
Bu olaylar tam vaktinde, tam da benim
onları anlayabileceğim anlarda
ve benim için en uygun şekilde gelişir.
Bu yüzden ben, bu zekâyla birlikte
akar ve çoğalırım.
Bu yüzden ben, her zaman rahat
ve sakinim.
Bu yüzden ben, sadece kaldırabileceğim
kadar yükü omuzlarım, gerisini ona bırakırım.
Bu yüzden ben, her zaman hafif ve neşeliyim.
Bu yüzden her şey zorlamasız bir
çabayla oluverir.
Ve bu yüzden ben, her zaman tahmin
ettiğimden ve beklediğimden
fazlasını alırım.
Bırakıyorum ve teslim oluyorum.
Reklam



Ve her ürettiğim şey bana birçok
zenginlik katar. Çünkü ben ürettiklerimle
insanların hayatlarına anlayış, sağlık,
umut,konfor ve güzellik katarım.
Ürettiklerim onların hayatlarında fark yaratır.
Onlar da bana bunun bedelini sevinçle
ve bolca öderler.
Bu arada gereksiz israftan, boşuna
ve gösterişe yönelik harcamadan kaçınırım.
Çünkü bilirim ki Tanrı israftan hoşlanmaz.
Gereksiz harcamalarda dikkatli,
ama kendim ve başkalarının hayatına
katkıda bulunacak harcamalar için cömertim.
Bolluğu hayatıma çeker ve bolluğu
oluştururum.
Her an yaratıp-çoğaltan Tanrı’nın
bu oyununa bende katılmış olurum böylece.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

YORUMLAR

Tavsiye Edilir

GEÇİRGENLİK VE DİRENÇ

Yan komşunuz kızıyla kavga ediyor, yakınlardaki bir bina yıkılıyor ya da üst katınızda neredeyse kafanıza …