Reklam
Home » 03 - Düşünce Gücü » İyileşerek Bütünleşmek ve Büyümek

İyileşerek Bütünleşmek ve Büyümek

Realitemizi kontrol etmeye çalışmaktan vazgeçmek,kendimizi kendimiz olmak için özgürleştirmektir. Kontrol etmeye çalışmak ,realitenin ne olması gerektiğine uygun olarak,realiteyi değiştirmeye çalışmak için de olsa, realitenin aynı kalması için de olsa çaba ve mücadele gerektirir. Çaba içinde olmak ayrılık ve sınırlılık illüzyonu ile özdeşleşmektir. Çaba içindeki yaşam teste tabi yaşamdır. Gösterdiğimiz çabaya ve yaptığımız seçimlere göre testi ya geçer ya kalırız.

Bağımlılık, belli kalıplar içinde yaşadığımız realiteye kimliğimizin bağımlı olması ve bu realiteyi kontrol etme ihtiyacıdır. Realitemiz bizim tanımlamamıza uygunsa kendimizi iyi, değilse kötü hissederiz. Bu boyutta huzur yoktur. Çünkü ruh halimiz dış faktörlere bağlıdır. Bağımlılık,sahip olma ihtiyacını yaratır. Çünkü güç kullanarak bir şeyleri realitede tutmaya çalışır. Bu, kaybetme korkusunun ifadesidir.Eğer bağımlı olduğumuz şeylere sımsıkı yapışmazsak, bizi terk edeceklerinden ve bizim de onlarsız bir hiç olacağımızdan korkarız. Bu,hikayemizi bağımlı olduğumuz şeylerle tanımlamaktır; onu kaybetmek, kendimizin bir parçasını kaybetmek gibidir. Bağımlılıklarla yaşamak, korku içinde yaşamaktır.

Kimliğimizi dışsal şeylerle özdeşleştirmek, kendimizin eksik olduğumuzu hissetmektir. Sahip olmak ihtiyacından özgür olmak, kendimizin her şey olduğunu bilmektir. Bütünle eşit şekilde özdeşleşmektir.

Yaraların olduğunda, varlığının bu bölümlerini kendine kaparsın. Varlığının bu kayıp parçaları sana, hayatında bir şeylerin eksik olduğu duygusunu yaşatır. Yara bir delik, bir boşluk gibi hissedilir; eksiklik duygusu ya da başkalarından kopukluk duygusu olarak gelir.

Kendini bütün hissetme ihtiyacı doğal bir ihtiyaçtır. Bütünlük duygusu, tanrısallığımızın duygusudur. Bütünlük arzusundan dolayı, yaranın yarattığı boşluk, eksik olanı bulma ihtiyacı yaratır. İçsel olarak yarayı iyileştirmeye direnmek, yarayı dışsal olarak iyileştirme arayışını başlatır. Eksikliği kapalı bölgemizi bir şekilde temsil eden şeylerle kapatmaya çalışırız. Kendimizi uyuşturarak ya da çok fazla meşgul ederek, geçici bir rahatlama hissedebiliriz. Ama dışsal hiçbir şey, içteki boşluğu tümüyle dolduramaz.

İçsel boşluk duygusunu, dışsal rahatlama yollarıyla umutsuzca doldurmaya çalışmak, bağımlılığın temelidir.Bağımlı olduğumuz şeyi kaybettiğimizde, bağımlılığın örttüğü maske düşer ve yeniden içimizdeki boşluğu hissederiz. Bu boşluktan kaçmak için, boşluğu yeni bağımlılıklarla doldurmaya çalışırız. Oysa boşluğu yaranın iyileşmesinden başka hiçbir şey doldurmaz.

Boşluğu doldurma arayışının ekstrem ifadeleri,takı ntılı(obsesif- kompulsif) davranışlar, kendine zarar verme ve fiziksel bağımlılıklar şeklinde olabilir. Tüm bunlar bütünlük arayışı, boşluğun acısından kaçma çabalarıdır.

Bir kişiye duyulan duygusal bağımlılık, o kişiye muhtaç olma duygusudur. Mutluluğumuz, o kişiyi hayatımızda tutmaya bağlıdır. Bu sevgi değildir; o kişiye bağımlılıktır. Sürekli o kişiyi kaybetme korkusuyla yaşamak ve o kişiyi hayatımızda tutmak için sürekli mücadele içinde olmaktır.

Bu korku ya o kişinin bizi terk etmesi ya da karşılıklı bağımdaşlık olarak tezahür eder. Bu ilişkide haz ikinci plana düşer. Çünkü gücümüzü bağımlı olduğumuz kişiye veririz. Tüm bağımlılıkların doğasında olduğu gibi, bir kişiye bağımlılık da bütün olma arzusudur. Diğer kişi, boşluk duygusunu geçici olarak rahatlatır. Bu kişiye sahip olma arzusu,bağımlılık maddemizi elimizin altında tutma arzusudur.

Reklam

Hayatımız boyunca yaralarımızı taşıma özgür iradesine sahip olsak da, eninde sonunda onları iyileştirme sorumluluğundan kaçamayız. Kendimizi,yarayla yaşamanın onu iyileştirmeye çalışmaktan daha kolay olduğuna ikna etmeye çalışır, yaranın yarattığı boşluğun hayatımızın bir çok alanında yarattığı etkiyi göremeyiz. Hayat boyu yaranın acısını taşıyarak yaşamak, yarayı şimdi iyileştirmenin vereceği anlık en büyük acıdan bile çok daha büyüktür.

İyileştirmeye gücümüzün yetmeyeceği hiçbir yara yoktur. Yaralarımızı iyileştirmek, bütünlüğümüze bilinçli bir şekilde adım atmaktır. Bağımlılıktan özgürlüğe giden yol, koşullu sevmekten koşulsuz sevmeye giden yoldur. Koşulsuz sevgide,hiç kimseyi zorla hayatımızda tutmaya çalışmayız.

Bizimle kalan, bizimle kalmayı seçtiği için bizimledir. Hayatımızdaki her şey ve her kişi,onları tutsaklık altına aldığımız için  değil, orada olmayı seçtikleri için vardır. Böyle bir yaşam,sevgiyle kuşatılmış bir hayat sürmektir ve bu sevgiye layık olduğumuzu bilmektir.

Bağımlılıklardan özgürleştiğinde, bir çok şey hayatından çıkacaktır. Görevlerini ve ömürlerini tamamlamış her şey hayatından çıkacaktır. Zaten bunlar, senin sürekli çabanla suni olarak hayatında  varmış gibi görünen şeyler olacaktır. Bağımlılıklardan özgürleşmek, realiteyle net bir şekilde yüzleşebilmek ve olanın olmasına izin vermektir. Başlangıçta bu süreç acı verebilir; ama kendine acıyı hissetme iznini vermek bağımlılıklardan özgürleşmeyi getirecektir. Suni biçimde doldurulmaya çalışılan boşluk ortaya çıktığında, boşluğun temsil ettiği yara, onu artık gördüğün için iyileşmeye de başlayacaktır.

Bağımlılıklarımız, yaralarımızı geçici olarak örten yara bantlarıdır. Yara bantları çıkarıldığında yaramız havayla temas ederek nefes alır, iyileşir ve doğal sağlığına kavuşarak bütünün içindeki yerini alır. Bağımlılıklardan özgürleşmenin verdiği acı, kaybetme acısı değildir; yara oluşurken hissetmemek için bastırdığımız acının hissedilmesidir. Kaybettiğimiz şey, yaranın içinde saklanan boyutumuzdu. Bağımlılıklarımızdan özgürleşmek, kaybetmek değil, kaybettiğimiz şeyi yeniden kazanmaktır.

Bağımlılık,yaraları mızla uğraşmama yoludur.Bağımlılıklarla enerjimizi, realitemizi statik tutmaya (sabit tutmaya) harcarız,gelişime izin vermeyiz. Açılım, doğal olarak bizi yaralarımıza götürür. Bu da iyileşmenize ve gelişmenize olanak tanır. Bağımlılık, gelişime ve doğal harekete karşı sürekli olarak mücadele vermek ve sürekli boşluk duygusu içinde olmaktır.

Bağımlılıklarımızla geçici olarak rahatlık sağlarız ama etkisi geçince bir sonraki dozun, bir sonraki bağımlılık nesnesinin peşinden koşarız. Böylece yaralarımızdan özgürleşmek yerine yaralarımızın hizmetkarı oluruz. Bağımlılık içsel köleliktir.

Yarayı açmak, hikayendeki değişime izin vermektir. Açılım, seni daima yaralarına doğru sürükler. Korku içinde olduğunda,enerjini oraya gitmemek için harcarsın. Yara seni kendisine sana acı vermek için çekmez; seni çeker çünkü bir parçan oradadır. Bu parçan seninle yeniden bütünleşmek istemektedir. Tıpkı senin kendi bütünlüğünü aradığın gibi.

Eğer kendine bilinmeyene doğru değişim ve yarayı iyileştirme izni verirsen, bulacağın kendi parçanın hazzıyla hiçbir bağımlılık rekabet edemez. Aradığın gerçek doyum, gerçek haz orada. Gücün orada. Güç, bütün olduğumuzu bilmektir.

Yaralarından kaçamazsın. Kendi parçalarından kaçamazsın. Özgürlüğün onları iyileştirmene bağlı. Bağımlılıklar,yaraları nın acısını sürekli olarak hayatında tutan mengeneler. Yaralarının üzerini örten bağımlılık maskelerini at.

Sen Tanrısın /Story Waters

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

YORUMLAR

Tavsiye Edilir

Kızılderililerden modern hayatı sorgulatan 9 düşünce

1871’de doğmuş bir Stoney kızılderilisi, Yürüyen Boğa diye de bilinen Tatanga Mani, 87 yaşında kızılderililerin …