Home » 07 - Ruhsal Mesajlar » BIRAKALIM GİTSİN
BIRAKALIM GİTSİN

BIRAKALIM GİTSİN

bırakalım gitsinBIRAKALIM GİTSİNYaşamımızın çoğunu, özgür olmanın gerçekte ne anlama geldiğini asla anlayamadan,
özellikle de geçmişle çerçevelenmiş pek çok meseleyi devam ettirerek harcarız.
BK Jayanti özgürlüğün kolay olduğunu söyler.
Ve bu sadece zor olduğu fikrini serbest bırakabilirseniz olur!

Bazen ilişkiler veya durumlarla ilgili meselelerin, yalnızca devam ettirerek başarılabileceğini düşünürüz.
Fakat bir kuşu sıkıca tutarsanız, bu nedenle muhtemelen onun hayatına tazyik yapmış olursunuz.
Kuşu nazikçe tutsanız bile, kuş var oluşunun nedeni olan uçma işlevini yerine getiremez.
Eğer elimde bir çiçeği tutarsam, ne kadar dayanabilir?
Eğer çiçeği suda yüzmek üzere bırakırsam, daha uzun dayanacaktır.
Eğer çiçek kendi doğal ortamı olan toprağa bırakılırsa, daha da uzun dayanacaktır.
İlk olarak, çiçeğe sahip olma arzusu vardır, ve bu nedenle onu keserim.
Ve sonra da, çiçeğin sadece vazoda olması yeterli olmayıp
bana ait olması yeterince iyi olduğu için, onun yaşamını yadsırım.

İlişkilerde, birisini bırakmadığım zaman,
onlara kendilerini ifade etmeleri ve kendileri olmaları için alan ya da özgürlük vermemiş olurum.
Bırakmamak ve gitmesine izin vermeyi istememek benim kendi güvenliğimdir.
Korkarım ve bu nedenle sürdürmeye ihtiyacım olur.
İçimde istikrarlı, emniyette ve güvenli olduğum an, devam ettirmeye ihtiyacım kalmaz.

Gitmesine izin vermek, yaşamak ve yaşanmasına izin vermek için çok önemlidir.
Eğer izin vermezsem, başkalarının hayatta kalmalarına izin vermemiş olurum.
Neden koşulların gitmesine izin vermek istemeyiz?
Koşullar değişir, hiçbir şey aynı kalmaz. Her an farklı bir sahnedir.
Bu sahneleri kendi zihinlerimizde sürdürürüz.
Belli bir durumun imajı, veya her hangi bir şeyin zihinde kalmış olan etkisi kafamda tekrarlanmaya devam eder.
Bu bilinç düzeyine bağlı kalırım ve bu da kıymetli bir alanı işgal eder.
Zihnimde yalnızca sınırlı, mahdut miktarda bir alan vardır.
Bununla ne yapacağımı seçebilirim.
Her nasılsa güzel anıların yok olduğu ve yalnızca acı dolu anıların kaldığı görülür.
Bu gariptir, çünkü acı deneyimlemek istemem, ama gene de acı dolu anılara bağlı kalırım.
Bu anılar hakkında tekrar tekrar düşünerek tekrarlanan bir acı yaratır ve kendime eziyet ederim.
Zulmeden başka bir kimse değildir.
Kendime zulmederek ve bu belirli durumun gitmesine izin vermeyerek kendimin kurbanı haline gelirim.

Şükürler olsun ki her zaman bu durumda olmayız,
fakat, elbette, yaşamımızda koşulların veya ilişkilerin içinde tutulmuş kaldığımız süreçler olur.
Kendime gelişmek, akmak ve ilerlemek için imkan vermem önemlidir.
Eğer bunu kendim için yaparsam,
etrafımdaki başka herkesin de ilerleyebilmesi ve gelişebilmesi için yer ve izin vermiş olurum.

Teori böyledir – ama bunu nasıl yapabilirsiniz?
İlk olarak, kendi içsel dünyam için bir şeyler yapmam gerektiğini idrak etmem
ve buna önem vermem gerekir, çünkü süreç zihnimde oluşmaktadır.
Özgür olmam gereken düzey içseldir.
Çoğu kişi meseleleri dışsal olarak ayarladıklarında her şeyin daha iyi olacağını düşünürler.
Meseleleri dışsal olarak sınıflandırmak, sanki onların üzerline yapışkan bant koymak gibidir,
bu bir süre için bazı şeyleri bir arada tutar ve sonra bir başka bant parçası gerekir,
ve sonra bir başkası, ve sonra bir başkası.
Hızlı bir ayar yeterli değildir.
Meselelerin zihinde başladığını ve sonra dışa doğru hareket ettiğini anladığımız zaman,
meseleleri seçip ayırmak için, cevapları içimizde aramaya başlayabiliriz.
Böylece daimi çözümlerle karşılaşırım.

Gitmesine izin vermek, kesip atmak anlamına gelmez.
Eğer bir şeyi keskin bir bıçakla kesmeye çalışırsanız, o zaman muhtemelen çok miktarda kan akacaktır
ve mutlu bir deneyim olmayacak, çok acı verecektir.
Meseleleri kesmek iyi değildir.
Ilımlı bir şekilde geri çekilin, çözün ve
meseleler değişime hazır olduğu zaman, doğru anda gitmesine izin verebileceğinizi fark edin.
Bu çok daha yumuşak ve daha az acı veren bir süreçtir.

Kendinize sorun: ihtiyacım olan şey gerçekte nedir?
Kendi içsel gereksinimlerinizi yerine getirmeye başladığınız zaman,
aslında o kuşu tutmanız gerekmediğini idrak edeceksiniz.
Elinizi açtığınız ve kuşun özgürce uçuşunu izlediğiniz zaman,
onun güzelliğini ve uçuşunu takdir edebilir ve sevebilirsiniz.
Muhtemelen kuş, kendi doğal arzusu ve seçimiyle, uçarak geri gelecek ve elinizde dinlenecektir.

Bu nedenle, arzularımın gitmesine izin vermem gerekir.
Bir arzu doğduğu zaman, bunu yerine getirmeyi başarıncaya kadar dönüp duracak
ve zihninize geri gelmeye devam edecektir.
Arzu bir kez yerine getirildiği zaman, daha fazla arzular olacaktır,
ve daha fazla, ve daha fazla.
Bu hiçbir zaman huzurlu bir hale ve doyuma ulaşamayacağım, bitmeyen bir durumdur.
Arzularımın gitmesine izin verdiğim zaman, içimde huzura sahip olabilirim.
Gitmesine izin vermek, bütün ihtiyaçlarımın içimde olduğunu bilmektir.
Bunu izlediğim ve düşüncelerimin, sözlerimin ve eylemlerimin bu gerçeğe göre sıralandığından emin olduğum zaman,
gereksinimlerim sağlanır.
Bir zamanlar Gandhi’nin söylediği gibi,
“Herkesin ihtiyacına yetecek şey var, ama bir kişinin bile ihtirasına yetecek kadar yok.” –Mahatma Gandhi.

Ruhun içinde pek çok boş alan vardır.
Bu boş alanların başkaları, iş, mevki, mülkiyet ve ortaklar tarafından doldurulacağını düşünürüz.
Bununla birlikte, kendimizi ne kadar fazla dışsal şeylerle doldurmaya çalışırsak çalışalım, hala içsel boşluk duygusu vardır. Boş alanları doldurmanın yolu,
ilişkilerin kumunu, ya da iş mevkisinin değişken koşullarını, veya işin bana getirdiği mülkiyetleri değiştirmek değildir,
ama kendi içsel kaynaklarımı akıtmak ve İlahi olanla bağlantı kurmaktır.
Bu hudutsuz kaynak, beni asla hayal kırıklığına uğratmaz,
veya hiçbir zaman tükenmez.
Bu, hepimiz için her an mevcut olan bir olanaktır.

Kendimi doldurdukça, kendi içsel varlığıma geri gelen sevginin, huzurun,
neşenin ve gücün kuvvetini hissedebilirim.
Kendine dayanan ve kendine yeten olabileceğimi bilmekte emniyet vardır.
Artık insanlara ve nesnelere bağlanmaya ihtiyacım yoktur.
Başkalarıyla olduğum zaman, sevgi ve mutluluk değiş tokuşu olur,
ama gene de başkalarına bağımlı olmam.
Eğer civarımda olmazlarsa, onları özlemem.

Bu, ruhun deneyimleyebileceği bir özgürlük mertebesidir.
Gitmesine izin vermek, yoksun olmak ya da feragat etmek değildir.
Gitmesine izin vermek, geriye çekilmek ve özgür olmak demektir.
Bu, bir başkasına yer ve özgürlük vermek anlamına gelir.

Bu gitmesine izin verme durumunda, geriye çekilebilir ve meseleleri bir mesafeden görebilirim.
Meseleleri çok yakından gördüğünüz zaman, çok net bir resim elde edemezsiniz.
Bir ağaç gördüğünüz zaman, bunun bütün bir ormanın bir parçası olduğunu idrak edemezsiniz.
Biraz geriye çekilin, meseleleri daha geniş bir açıdan göreceksiniz.
Meselelere farklı bir şekilde bakmak içsel bilgelik yöntemidir.
Meselelere pek çok farklı açıdan bakmak için kendimi eğitmek ruhsallık yoludur.

Gitmesine izin vermek, bu içsel huzur düzeyinde olmak, böylece duruma uygun olarak doğru olanı yapmak demektir.
Yanıtlarımızın çoğu mantıki değil, duygusaldır.
Bir şey olduğu zaman, duygularımız ve hislerimiz derhal tetiklenir, ve yanıtımız da ani olur.
Bu nedenle, zaten bir şey söylemişimdir, zaten bir şey ifade etmişimdir,
ve bunun hakkında sonra düşünürüm.
Bu şekilde yaşamayı seçebiliriz,
sürekli olarak tepki vererek, karmaşa yaratarak ve daha sonra da bunu temizleyerek.
Sorun şudur ki, temizleme süreci vakit alır.
Yapmam gereken enine boyuna düşünülmüş, anlayışa dayalı, sevgi ve sıcaklıkla dolu bir yanıt geliştirmektir.
Yalnızca görmek ve tepki vermek değil,
fakat kendime mola vermek için bir zaman ayırmak, düşünmek ve sonra yanıtlamaktır.

Affet ve Unut
Şu anda, yüreğimde sevgi ve merhamet geliştirmeye başlayabileceğim bir durumdayım.
Aramda anlaşmazlık olan kişiyi affetmeyi öğreninceye kadar,
başkalarıyla olan ilişkilerimde de daima sorunlar olacaktır.
Bir ilişkideki engel, aynı zamanda başka herkesle olan tüm enerji akışını da etkileyecektir.
Eğer affetmezsem, o zaman acılık, ıstırap, pek çok ertelemeler olacaktır.
Affetmek istemediğim kişiyi bir yana bırakın, kendim için ıstırap olacaktır.
Grip olduğunuz zaman, hiçbir şey yiyemezsiniz, çünkü hiçbir şeyin tadı güzel ve iyi değildir.
Kötü olan gıda değildir, fakat ağzınızda acı bir tat vardır.
Affetmediğim zaman da aynı şey olur, zihnimdeki bu acılık duygusu yaptığım her şeyi etkiler.
Bu nedenle, affetme işlemi benim kendimi iyileştirmemin bir parçasıdır.

Kendini affetmek egoyu idrak etmek ve gitmesine izin vermek sürecini içerir.
Kendi hatalarımızı kabullenmemize izin vermeyen şey, kendi egomuzdur.
Dürüstlük ve alçakgönüllülükle egomu bıraktığım zaman, kendi hatamı anlayabilirim.
Bu hatayı yeniden tekrarlamak istemediğime dair kararlılık vardır.
Affetme gücünü deneyimleyerek, kendi suçumun ve kendi acımın gitmesine izin verebilirim.
Bu yolla, yeni olasılıkların kapısından geçmek için, ileri doğru bir adım atarım.

Eğer kendi hatamı anlarsam, başkaları da beni affetmeye hazır olur.
Diğer kişilerin affediciliği, onların manevi cömertliğinden,
ve aynı zamanda her insandaki iyiliğe olan inançlarından gelir.
Bu nedenle, şöyle söyleyebilirler,
“Anlıyoruz, hataların olabileceğini biliyoruz. Olabilir. Aynı şey bize de oldu.”
Affedildiğim durumları hatırladığım zaman, şükran ve alçakgönüllülük duyguları olur.
Bu affediciliğin minnettarlığı ile, aynı şeyi başkalarına da yapma sorumluluğum olduğunu anlarım.

Bir hata yapıldığı zaman, bazen bir özür dileme yeterli olmayabilir.
Duygular çok derindir ve çok kötü bir şekilde incinmiştir,
öyle ki bazı değişiklikler olduğunu ve size daha fazla acıya neden olmayacağımı ispatlamam gerekir.
Benlikte bazı dönüşümler olduğu zaman, diğer kişi de affetmeye hazır olacaktır.

Diğer kişi sizi affetmeye hazır olmadığı zaman,
o andaki tek seçenek gitmesine izin vermek ve geriye çekilmektir.
Onların yönünden bir reddetme vardır, çünkü zihinleri ve yürekleri henüz açık değildir.
Yüreğinizde huzur ve zihninizde olumluluk olsun, ve belki de zamanla yürekler iyileşecek ve zihinler açılacaktır.

Başkalarını affetmeye gelince – affetmeye hakkım ve yetkim var mıdır?
Dünya aslında yasalara dayanır.
Her şey kesinlikle doğru olan bir modele göre hareket eder.
Uyumsuzluk ve düzensizlik görebiliriz, bununla birlikte, bu tüm sahnenin bir parçası değildir.
Meseleler düzelir ve çözülür, ve adalet, uyum ve düzen durumuna geri döner.
Dolayısıyla benim sizi affetmem, gerçekte benim kendimi ve ilişkiyi iyileştirmemdir,
fakat aslında sizi affetmeye yetkim ya da gücüm yoktur.
Karma yasası mutlaktır, bu nedenle birisi affetse de affetmese de sonuç adil bir şekilde tasnif olacaktır.

Unutmak, geçmişi şimdiki zamana geri taşımak yerine, onun geçmişe ait olmasına izin vermektir.
Kendi zihnimde geçmişe bir nokta koymayı öğrenerek, daha iyi bir gelecek yaratmak olasılığı sağlanır.
Gitmesine izin vermek, affetmek ve unutmak için güce ihtiyacım vardır.
Bu kuvvete odaklanarak ve üzerime çekerek, zihnimi doğru yöne yönlendirebilir
ve içimde huzurlu bir durum yaratabilirim.

* BK JAYANTİ

BIRAKALIM GİTSİNSonsuz Şifa Bireysel Seansları her derde çare buluyor.

Sunu1sdresde

Kendi dönüşümünüzü kendiniz sağlayamıyorsanız

Cavit Çağ’ın uyguladığı
SONSUZ ŞİFA Enerjisi BİREYSEL SEANSI alarak
Geçmişte yaşadığınız olayların
Fiziksel, Ruhsal, zihinsel ve duygusal alanlarınızda biriken toksinlerinden
Bilinçaltınızda oluşan çöp inanç, korku, öfke, acı ve nefretin üzerinizdeki olumsuz etkisiniden, kurtulup
Hayatınıza yeniden Sevinci, Neşeyi, Mutluluğu getirerek, Esnek düşünceler ile yaşam yolunuzu aydınlatarak
Kalıcı kalite ve sağlık getirebilir,
Aynı bedende yeniden sağlıklı olarak doğabilirsiniz.

Kendinize bu armağanı alın..

Siz buna LAYIKSINIZ

Tel: 0533 835 2473

Sevinç, Neşe, Mutlulukla birlikte Sonsuz ŞİFA sizinle olsun.

BIRAKALIM GİTSİN
Sonsuz Şifa uzmanı Cavit Çağ çöp duygularınızı alarak yaşama aynı bedende yeniden doğmanızı sağlıyor iletişim 0533 835 2473

UNUTMA!!…
Eğer Korkuyorsan
Gülemezsin.
Eğer Korkuyorsan
Sevemezsin.
Eğer Korkuyorsan
Güvenemezsin.
Eğer KORKUYORSAN
Başaramazsın.
Mutlu, Özgür, ve AŞK-la
Yaşayamazsın.

BU Yüzden Önce Korkularını çöpe at..
Korkular azaldıkça
CESARET kendiliğinden gelir.

* Cavİt ÇAĞ

BIRAKALIM GİTSİN

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

YORUMLAR

Tavsiye Edilir

İNSAN ZİHNİ DÜŞÜNEBİLDİĞİ HER ŞEYE ULAŞIR

İNSAN ZİHNİ DÜŞÜNEBİLDİĞİ HER ŞEYE ULAŞIR

Kendimi mıknatıs bir gibi düşünürsem, mıknatısın bir çekim gücü vardır. Çekim yasasına görede en çok …